Değişme ve Gelişme

Bilindiği gibi günümüzde Dünyada ; küreselleşme ve bilgi toplumuna geçiş, uluslarası ve uluslarüstü bölgesel entegrasyonlar, yerel değerler, yerinden yönetimler ve doğrudan yabancı sermeye girişinim ülkelerdeki durumu ülkelerin geleceğini ve mevcut durumunu etkilemektedir.

Öte yandan; 21. Yüzyılın kamu yönetimi vizyonu; saydam, katılımcı, hesap verebilir, etkili ve verimli, insan hak ve özgürlüklerine saygılı, belirsizliği ve ayrımcılığı azaltacak şekilde hukuka dayanmalı, öngörülebilir, esnek ve süratli olmak zorundadır

Böylece; uluslararası gelişmelerden etkileşim, serbestleşme, uluslararası finans kurumları, dünya ölçeğinde ekonomik durgunluk ve bölgesel krizlerin yanında; ulaşımda, bilgi ve iletişimde gelişmeler, bilgi, bilişim, ulaşım, haberleşme, genteknolojisi biyoteknoloji, nanoteknoloji hidrojen gibi alanlardaki değişme ve gelişmeleri izlemek ve bunlara ayak uydurabilmek büyük önem taşımaktadır.

Bu manzara karşısında Türkiye’deki önemli eşitsizliklere baktığımızda; yolsuzluk, mali açık, gelir dağılımı, sağlık, işsizlik, adalet hizmetlerinin niteliği, bölücü, yıkıcı ve irticai hareketler, vergi adaletsizliği, düşük verim, altyapı eksiklikleri, eğitim hizmetlerinin düşüklüğü,dış ticaret açıkları, kamudaki hantallık, düşük verim, kırtasiyecilik ve yüksek enflasyon gibi konuları saymak mümkündür.

Dış politika alanında ise, AB uyum çalışmaları, IMF, Dünya Bankası, Kıbrıs, Irak, Eğe, Dış Türkler, ABD, Ermeni , Patrikhane, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar gibi konular devamlı gündemde bulunan ana konulardır.

AB ‘nin üzerinde durduğu, piyasa, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokratik değerler ana ilkeler çerçevesinde ülkelerin hareket etmesi istenilmektedir. Bu yönde yelken açan Türkiye’nin bunlarla ve bunlar içinde kalarak sorunlarına çözüm bulması gerekmektedir. AB üyesi ülkelerde bu konular esas göstergeler olarak ele alınmaktadır.

Aynı şekilde; bu durum karşısında nasıl bir insan tipinin yetiştirildiği önem taşımaktadır. Örneğin; Dünyadaki televizyon izleme sıralamasına baktığımızda ; Tayland, Filipinler, Mısır, Türkiye ve Endenozya ilk sıraları paylaşmaktadırlar. Buna karşın; bir yılda bir kişinin okuduğu kitap sayısının ülkeler düzeyindeki rakamlarına baktığımızda; Japon 25, İngiliz 24, İsveçli 12, ABD’li 24 kitap okurken; 16 Türk birlikte ancak yılda 1 kitap okumaktadır. Kitap okumaya; AB’li günde 24 dakika ayırırken, Türkler günde sadece 16 saniye ayırmaktadır. Buda gerçek gelişmişlik ölçüsüdür aslında.

Her şeye rağmen ; Türkiye’nin : dinamik ve genç nüfusu, ekonomisinin büyüklüğü ve gelişme potansiyeli, jeostratejik konumu, enerji haritasındaki yeri, laik – müslüman ülke olması, güçlü ordusu, girişimci sınıfı, tarihsel mirası, elverişli iklimi, çekim alanı olma potansiyeli,doğal kaynakları ve madenleri, Türk dünyası ile olan bağı, insan birikimi, doğalgaz ve petrol gibi enerji iletişim ağındaki konumu, AB üyelik uğraşları ve yapısal dönüşümü gerçekleştirmek iradesi en önemli avantajlarıdır. Böylece; gelişen Dünyayı iyi algılamak ve gelişme ve değişmeler karşısında kendimizi ona en iyi şekilde uyarlamak zorundayız.

Genç Türkiye Cumhuriyetinin bu hedefe ulaşabilmesi için, AB üyeliği yolunda emin adımlarla yürümesi, bilgi ve teknoloji transferlerini yapması, yapısal reformları hızlandırması, toplumun eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlere ilişkin düzeyinin geliştirilmesi, her türlü altyapı eksikliklerinin giderilmesi, demokratik adımların atılması ve insan hakları alanında gerekli ilerlemelerin sağlanması gereklidir.

Yapılan incelemeler sonunda zannedilenin aksine; geleceğin güçlü ülkeleri: Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya, Meksika, Türkiye ve Endonezya gibi ülkeler olacaktır.

Böylece; bölgemizde yakın zamanda bölgesel güç ve Cumhuriyetin 100 ncü yılı olan 2020 li yıllarda da Dünyanın ilk 10 devleti içerisinde yer alan süper güç hedefimize varabilmemiz için çok fazla çaba göstermemiz gerekmektedir.

Ülkemizde son yıllarda ve günlerde oynanan oyunlar karşısında her Türk evladının uyanık olması ve elini taşın altına koyması gerekmektedir. Cesur, atak, üretken ve sözünü esirgemeyen vatandaş olduğumuz takdirde; ülkemin insanı her türlü bunalımı aşacak güçtedir. Her Türk vatandaşını ülkesine karşı ödevini en iyi şekilde yerine getirmek durumundadır.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on google
Google+
Share on whatsapp
WhatsApp
Share on email
Email
Share on print
Print
Mustafa TAMER Kimdir?
1958 yılında Sivas iline bağlı Şarkışla İlçesi”nde dünyaya geldi. İlk öğrenimini Şarkışla Cumhuriyet İlkokulu”nda (1965-1970) ve Şarkışla…
Sosyal Ağlar
Beni sosyal ağlardan takip ederek hakkımda daha çok bilgi bulabilir ve daha fazla güncel bilgi alabilirsiniz.
İletişim